Menu

    Konkordatonun, Mühletten Önce Keşide Edilen ve Mühlet Öncesi Karşılıksızdır İşlemi Yapılmış Çeklere Etkisi

    1. Konkordato Hakkında Genel Bilgiler

    Borçlu, borçlarını ödemek istemesine ve kötü niyetli olmamasına rağmen kendisinden bağımsız gelişen piyasa koşulları ve ekonomik gelişmeler nedeniyle kendisini borçlarını vadesinde ödenmemesi veya ödememe tehlikesi içerisinde bulabilir. Bu noktada kanun koyucu tarafından, borçluya ekonomik geleceğini tehlikeye atmadan, gerekli planlamaları yapabileceği uygun bir ortamın hazırlaması amacıyla konkordato kurumu düzenlenmiştir. Bu bağlamda Konkordatoya yönelik hükümler 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (“İİK”) m. 285 ila 309 hükümleri arasında düzenlenmiştir.

    Konkordatonun konusu borçlunun geçici mühlet kararı verilmeden önce mevcut olan ve bu mühlet sırasında doğan borçlarının nasıl ödeneceğine ilişkindir. Konkordato, borçlu ile alacaklılarının kanunda öngörülen çoğunluğu arasında ve yetkili makamın tasdiki sonucunda ortaya çıkan cebri bir anlaşmadır.[1]

    2. Konkordato Mühleti ve Sonuçları

    Konkordato mühleti, bir borçlunun mali sıkıntılarını aşabilmesi ve borçlarını yeniden yapılandırabilmesi için mahkemeden aldığı bir süre tanıma işlemidir. Zira bu süreç içerisinde borçlu mali durumunun düzelmesinin mümkün olup olmadığını veya konkordato tasdik şartlarını sağlayıp sağlamayacağını göstermektedir. Mühlet kavramı konkordato işlemlerini kapsayan süre ile sınırlı bir hukuki kurumu ifade etmekte olup; konkordatonun çeşitli aşamalardan geçerek oluşması veya başarısızlıkla sonuçlanması mühlet içinde belirlenir. Mahkeme tarafından geçici mühlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendirilir.

    Borçlunun malvarlığının koruma altına alındığı bu zaman zarfında alacaklılar birtakım kısıtlamalara tabi tutulmuştur. Bunun amacı hem borçlunun ekonomik geleceğini korumak hem de alacaklılar arasında alacaklarının tahsili noktasında doğabilecek eşitsizliğin önüne geçilmesidir. Kesin mühletin alacaklılar bakımından doğurduğu sonuçlar İİK m. 294 ve 295’te düzenlenmiştir. Mühletin sonuçlarından en önemlisi borçluya karşı icrai takip yasağı olup, konkordato mühletinin verilmesiyle birlikte borçluya karşı icrai takip yapılması kural olarak yasaklanmıştır. Bunun yanı sıra zamanaşımı ve hak düşürücü süreler ile rehinli alacaklar dışında faizlerin işlememesi, takasın ise belli şartlar dairesinde gerçekleştirilmesi kabul edilmiştir. Ayrıca, müstakbel alacakların devrine kısıtlama getirilmiş, konusu para olmayan alacakların ise para alacağına çevrilmesine cevaz verilmiştir.

    Mühlet içinde alacaklıların tabi olduğu kısıtlamalar gibi borçlunun tasarruf yetkisi de sınırlanır. Borçlu mühlet içinde bazı tasarrufları hiç yapamaz, bazı tasarrufları ise konkordato komiserinin izni ile yapabilir.

    Böylece konkordato süreci hem borçlu hem de alacaklıya belirli sınırlamalar ve korumalar sağlayarak alacaklının alacağı yapılandırılır.

    3. Konkordatonun, mühletten önce keşide edilen çeklere etkisi

    3.1. Genel Olarak İleri Tarihli Çek

    Kıymetli evrak Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 645. maddesinde “Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez.” şeklinde tanımlanmıştır. Çek bir kambiyo senedi olup kıymetli evrak grubuna dahil bir senettir. Çek muhatabın mutlaka bir banka olması zorunlu olan düzenleyen, lehtar ve muhatap arasında havale ilişkisi sağlayan ödeme aracıdır. Ödeme aracı olması sebebiyle her ne kadar çekte vadeye ilişkin kayıtlar TTK m. 795 gereğince yazılmamış sayılır hükmü amir ise de çek, ülkemizde kredi aracı olarak kullanılmaya başlanmış olup kanun koyucu tarafından ileri tarihli çeke imkân verilen düzenlemeler yapılması gerekmiştir.

    İleri tarihli bir çeki düzenleyenin amacı, çekte belirtilen tarihe kadar bedelin talebini önlemektedir. Alacaklı da çek bedeli ile sınırlı ve çekte yazılı tarihe kadar çeki düzenleyene kredi imkânı sağlamaktadır. Türk Ticaret Kanunu ileri tarihli çekleri kabul ederek, bu tür çeklerin gününden önce bankaya ibraz edilmesi halinde ibraz günü ödeneceğini hüküm altına almıştı (TTK m. 707). Ancak bu ilkeden 3167 sayılı Kanuna eklenen geçici madde ve 5941 sayılı Çek Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle sapılmıştır. 5838 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2’nci madde ile 31.12.2009 tarihine kadar çeklerin üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ödenmek üzere muhatap bankaya ibrazının geçersiz olduğu düzenlenmiştir. 5941 sayılı Çek Kanunu’nun geçici 1’inci maddesi ile bu süre 31.12.2011’e daha sonra ise 31.12.2017 tarihine uzatılmıştır. 7061 sayılı Çek Kanunu ile bu süre şu an için 31.12.2023 tarihine çekilmiştir. İlgili hükümler gereğince, düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının kısmen veya tamamen ödenmemesi halinde, bu çeke dayanarak hukukî takip yapılamayacaktır.

    3.2. Mühlet Sonrası Keşide Çekler ve Konkordato

    Borçlunun mühlet öncesi ileri tarihli düzenlemiş olduğu çekin ibraz edilmesi halinde banka tarafından nasıl bir işlem göreceği yönünde farklı görüşler mevcuttur.

    Bir görüşe göre, konkordato başvurusundan önce doğmakla birlikte bu alacak için düzenleme tarihi mühlet içinde ileri bir tarihe denk gelecek şekilde çek keşide edilmiş ise çekin mühlet içinde ödenmesi mümkün olmayacak; bu alacaklar konkordatoya tabi adi alacak olarak kaydedilebilecek ve proje kapsamında ödenebilecektir.

    Savunulan ve yaygın bir diğer görüşe göre de borçlunun mühletten önce keşide ettiği çeklerin bankaya mühlet içinde ibraz edilmesi durumunda, kesin mühlet kararıyla birlikte açıkça borçlunun banka hesaplarından yapılacak tüm ödemeler komiserin onayına bağlanmadığı sürece, üçüncü kişi konumundaki bankanın, borçlunun hesabındaki parayı, çeki ibraz edene ödemesi gerekir. Çekin karşılığı yoksa da banka tarafından karşılıksızdır kaşesi vurularak, kanunen ödemekle yükümlü olunan tutar ödenecektir.[2]

    Buna karşın borçlu tarafından çek düzenlenmesinin veya çek bedellerinin ödenmesinin komiserin bizzat izin veya onayına bağlı kılınmış olması durumunda, çekin konusu borcun mühlet içinde doğması nedeniyle, borçlunun düzenlediği çekin bankaya ibrazı durumunda hesapta bulunan paranın banka tarafından çeki ibraz edene ödenip ödenmeyeceğine komiser karar verecektir.

    Komiser tarafından ödemeye izin verilmemiş olması ihtimalinde banka, karşılıksız şerhi vermek yerine “borçlu hakkında mühlet kararı verildiği ve komiserin izni olmamasından dolayı herhangi bir işlem yapılmadığını belirtir bir şerh düşmelidir. Bu şerh ibraz yerine geçecek olup, bu durumda banka, kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarı da ödemeyecektir.

    Konkordato mühleti verilmiş olan borçlu hakkında kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmiş ve banka tarafından borçluya konkordato mühleti verilmesi nedeniyle ödenmemiş çek ile ilgili olarak çek düzenleme yasağına tabi tutulması, borçlunun ticari faaliyetlerinin devamını imkânsızlaştıran bir durumun ortaya çıkmasına neden olacağı gibi konkordato kurumunun ruhuna da aykırı bir durum yaratacağından konkordato ilan etmiş bir şirket tarafından keşide edilen ve düzenleme tarihi mühlet süresine denk gelen çekler açısından da aynı uygulamanın gerçekleştirilmesi doğru olmayacaktır. Konuya ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 16.05.2019 tarihli bir ilamında şu şekilde karar verilmiştir:

    “(…)Borçlu şirketin keşide etmiş olduğu çeklerin muhatap bankaya ibrazı ve karşılığının olmaması halinde “ Karşılıksızdır “ şerhi düşülmeyerek, geçici mühletin ilan tarihi sonrasında bankaya ibraz edilen borçlu şirketin keşide ettiği ve karşılıkları bulunmayan çekler yönünden, “konkordato tedbiri“ şeklinde şerh düşülmesi yönünden ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, buna ilişkin talebin reddi isabetli görülmemiştir.” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 17. HD., E. 2019/492, K. 2019/894 ve 16.05.2019 tarihli ilamı)[3]

    İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi de 02.02.2021 tarihli bir ilamında alıntılanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ile aynı yönde hüküm tesis etmiş olup muhatap bankaların çek arkasına karşılıksızdır şerhi düşmek yerine borçlu hakkında mühlet kararı verilmesi sebebiyle herhangi bir işlem yapılamadığı şerhi düşülmesi gerekliliğine dikkat çekilmiştir:

    “… Davacıların mühlet tarihinden önce keşide etmiş oldukları çeklerin yasal süresi içinde bankalara ibraz edilmesi halinde “karşılıksızdır” kaşesi yerine, “konkordato şerhi” kaydının düşülmesine, bu konuda bankalara müzekkere yazılmasına…”(İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E. 2021/74 ve 02.02.2021 tarihli kararı)[4]

    Uygulamada konkordato talep edenler lehine geçici mühlet verilirken, Konkordato talep eden tarafların konkordato talebinden önce keşide ettiği çekler bakımından geçici mühlet kararının ilanından sonra 5941 sayılı Çek Kanununun 5. Maddesi gereğince, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında “karşılıksızdır” şerhi yazılmasının tedbiren önlenmesi, ibraz edilen ve karşılığı bulunmayan çeklere “konkordato tedbiri” şerhinin yazılmasına karar vererek borçlu tedbir altına alınmaktadır.

    Nitekim Yargıtay 11. HD 15.03.2017, E. 2016/1304, K. 2017/1532 sayılı kararında tedbir kararı ile çekte karşılıksız işlemi yapılması engellenmiş ise, muhatap bankanın, mahkeme tedbir kararı gereğince işlem yapılmadığı hususunu, ibraz tarihi ve hesap bakiyesi belirterek çeke şerh düşmesi gerektiği, çekin karşılıksızlık dışında, rehin, haciz, tedbir gibi sebeplerle ödenmemesi hâlinde, bankanın da asgari ödeme yükümlülüğünün doğmayacağı belirtilmiştir.

    4. Konkordato Mühletinin Mühlet Öncesi Karşılıksızdır İşlemi Yapılmış Çeklere Etkisi

    Mühlet içerisinde çekin ibrazı hali dışında borçlunun içinde bulunduğu mali zorluk sebebiyle konkordato talebinde bulunabilir ancak bu süreç belgelerin toplanmasının vakit alması, dilekçe ve eklerinin tetkikinin uzun sürmesi gibi sebeplerle vakit almaktadır. Tam bu hazırlık süreci içerisinde çek bankaya ibraz edilirse borçlu hakkında henüz mühlet kararı verilmediğinden karşılıksızdır işlemi yapılacaktır. Buna göre borçlunun Çek Kanunu’nun 5. maddesi bakımından cezai sorumluluğunun ne olacağına ilişkin farklı görüşler mevcut olup bunlardan ilki konkordato yargılamasının bekletici mesele yapılmasına ilişkin görüştür. Konuya ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi’nin 14.11.2019 tarihli bir ilamında;

    “…Somut olayda suça konu çekin 28.09.2018 keşide tarihli olup 04.10.2018 günü bankaya ibrazında karşılıksız çıktığı, konkordato davasında alınan geçici mühlet kararının keşide ve ibraz tarihi sonrasında verilmiş olmasına rağmen, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 10.06.2019 tarihli, 2019/23974 E. 2019/9339 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; devam eden konkordato yargılaması sürecinin “bekletici sorun” yapılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak karar verildiği, görülmektedir…” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi’nin 14.11.2019 tarihli, 2019/3569 E., 2019/5304 K. )[5]

    Şeklinde karar verilmiş olup; mühlet öncesinde “karşılıksızdır” işlemi yapılan çeke ilişkin olarak, mühletin verilmesiyle borçlu hakkında yürütülen ceza davasında konkordato yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

    Mühlet öncesi karşılıksızdır işlemi görmüş çeke ilişkin bir diğer görüş “karşılıksız” işlemi gören çeke ilişkin olarak, suçun unsurları tamamlanmış olduğundan ceza yargılamasına devam edilmesi gerektiği şeklindedir. Bu hususta istinaf mahkemesinin bir kararı şu şekildedir:

    “…İstanbul Anadolu 2. İcra Ceza Mahkemesinin, 14.03.2019 tarihli, 2018/886 E., 2019/188 K. sayılı kararıyla; somut olayda çekin ibraz edildiği ve karşılıksızdır işlemi yapıldığı tarihin 01.11.2018 olduğu, ancak çek hesabı sahibi tüzel kişi hakkında Ticaret Mahkemesince 31.12.2018 tarihinde konkordato mühleti kararı alındığı, bu kapsamda suç mühlet kararı verilmesinden önce oluştuğundan, sanığın üzerine atılı suçun sabit olduğu gerekçeleriyle, yapılan kısmi ödemelerin mahsubu sonrasında çekin karşılıksız kalan miktarı üzerinden sanığın mahkumiyetine hükmedildiği,

    Anılan kararın sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 29.11.2019 tarihli, 2019/2083 E. 2019/3639 K. sayılı kararıyla; şikayete konu edilen çekin karşılıksız kalan miktarının bankadan gelen yazı cevabına göre 83.400 TL olarak belirtilmesine karşın sanık hakkında neticeten 35.000 TL adli para cezası verilmiş ise de bu hususta aleyhe istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmadığı ve kararın diğer yönlerden hukuka uygun olduğundan bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine…” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi’nin 29.11.2019 tarihli, 2019/2083 E., 2019/3639 K.)

    Alıntılanan karar ile mühletten önce “karşılıksız” işlemi gören çeke ilişkin olarak, suçun unsurları tamamlanmış olduğundan ceza yargılamasına devam edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

    Yargıtay 19. Ceza Dairesi bu hukuki tartışmaları gidermek adına bekletici mesele kararının verilmesinin zorunlu olmadığı ve bu kararın verilmesinde somut uyuşmazlığa bakılarak fayda görülmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi ise 15.06.2020 tarih, 2020/2053 E., 2020/6650 K. sayılı ilamında bu hukuki tartışmalara açıklık getirmeye çalışmıştır. Nitekim mühletten önce ibraz edilmiş ve “karşılıksızdır” işlemi yapılmış çekler bakımından şu yönde bir içtihatta bulunmuştur:

    “İncelenen uyuşmazlık özelinde çözülmesi gereken sorun; İcra Ceza Mahkemelerince tıpkı konkordato süreci içerisine denk gelen karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu gibi konkordato öncesinde işlenmiş olan suçlar için de “bekletici sorun” kararı verilip verilemeyeceğidir. Ceza Mahkemelerince, konkordato veya başka bir nedenle, bekletici sorun kararı verilebilmesi için;

    – Yüklenen suçun ispatının, ceza mahkemelerinden başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı olması,

    – Bu sorunun çözümü için görevli olan başka mahkemede açılmış (beklenmesine karar verilecek) bir dava olması,

    – Muhakemelerin birleştirilmesinin veya nispi muhakeme yapılmasının mümkün olmaması ile bekletici sorun kararı verilmesinde fayda görülmesi gerekmektedir.

    Çözülmesi gereken somut uyuşmazlıkta; çek bedelini bankada bulundurmakla yükümlü tüzel kişi yetkilisi kişinin kim olduğu ve çekin bankada bulundurulması zorunlu olan bedel tartışmalı değildir. Tüzel kişinin çek karşılığını bankada bulundurmakla yükümlü yetkilisi olan sanığın, çek karşılığını ödememe yönündeki iradesi, henüz konkordato davası açılmadığı için konkordato komiseri, mahkeme veya başka bir kişinin takdirine bağlı değildir. Suçun işlendiği anda, henüz ortada konkordato davasına konu edilen bir çek de bulunmamaktadır. Dolayısıyla çek bedelinin ne zaman ve ne kadar ödeneceğine dair bir belirsizlik yoktur. Uyuşmazlığa konu olayda, suçun tüm unsurları gerçekleşmiş ve suç ani hareketli bir suç olduğundan karşılıksızdır işlemi yapıldığı anda tamamlanmıştır. Artık suçun unsurlarının oluştuğunun belirlenmesi için başka bir mahkeme kararma da ihtiyaç yoktur. Sanık hakkında verilecek ceza, suça konu çekin karşılıksız kalan ve sanık tarafından açıkça bilinen miktarından az olamayacaktır. Konkordato davası süreci başlamadan önce karşılıksız çıkan bir çek nedeniyle tüzel kişi sorumlusu sanık hakkında açılan ceza davasının, konkordato davası açılması beklenmeden bitirilmesi önünde yasal bir engel, diğer bir anlatımla İcra Ceza Mahkemesinin bekletici sorun kararı vermesini zorunlu kılan bir hüküm bulunmamaktadır.

    … Konkordato davasının davacısı, ortada bir belirsizlik veya başkaca bir sebep yokken karşılıksız çıkan çekin ve banka hesabının sahibi olan tüzel kişidir. Ceza yargılamasının sanığı ise bankada çek karşılığını bulundurmakla yükümlü olmasına ve henüz konkordato davası açılmamış olmasına rağmen karşılığ bulundurmayan, çekin karşılıksız çıkmasına sebebiyet veren ve bir bakıma konkordato talebi için tüzel kişide aranan “borca batıklık” niteliğini hazırlayan gerçek kişidir. O halde cezai anlamda birbirinden bağımsız iki aktörün birbirinden farklı iki yargılama sürecinde bir arada değerlendirilmesini ve birbirini beklemesini zorunlu kılacak somut bir zorunluluk da bulunmamaktadır.”

    Çekle ilgili “karşılıksızdır” işlemi yapıldıktan sonra başvurulan konkordato süreci, elbette ki suçun varlığını ortadan kaldırmayacaktır ancak konkordato sürecinin varlığı Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) bakımından olumsuz muhakeme şartı oluşturacak olup nasıl ki alacağa yönelik icrai bir takip başlatılamıyorsa konkordato sürecinin başlamış olması ceza yargılaması yapılmasına engel oluşturacaktır. Aksi halde borçlunun Çek Kanunu’nun 5. maddesinden sorumlu tutulması konkordato korumasına aykırılık teşkil edecektir.

    5. Sonuç

    Yukarıda alıntılanan görüş ve yargı kararları ile konkordato kurumunun amacını birlikte değerlendirdiğimizde; ileri tarihli düzenlenerek mühlet içinde sonuç doğuran çekler bakımından konkordato şerhi düzenlenirse bu şerh Çek Kanunu 5. madde bakımından kastın varlığını kaldırdığından cezai sorumluluk doğmayacaktır. Ancak özellikle uygulamada en çok sorun mühlet öncesi karşılıksızdır kaşesi vurulan çekler bakımından çıkmaktadır.

    Konkordatonun amacı göz önünde bulundurularak ilgili konkordato dosyalarının bekletici mesele yapılmasının isabetli olacağı kanaatindeyiz. Zira konkordato dosyasının mevcudiyeti ile hukuka uygunluk bulunmakta olup bu haliyle ceza yargılamasının gerçekleştirilmesi isabetli olmayacaktır. İlgili konkordato dosyasından çıkacak karar beklenilerek hem bu hukuka uygunluk durumu ihlal edilmemiş olacak hem de mahkemece konkordato projesinin reddi halinde cezaya hükmedilecek ve ekonomik güvenlik sağlanmış olacaktır.

    Daha önce de ifade ettiğimiz gibi konkordato bir cebri anlaşma olup alacaklıların olabildiğince bu sürece dahil edilerek borçluya gerekli korumalar sağlanarak anlaşma sağlanması hem borçlunun ekonomik geleceğini koruyacak hem de alacaklılar arasında eşitlik sağlayacak olup uzun vadede ekonomik ortamda da iyileşme sağlayacaktır.


    [1] Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, 7. Bası, İstanbul, 2020, 477.

    [2] M. Serhat Sarısözen, Konkordato, 5. Bası, Ankara, 2021

    [3] https://karararama.yargitay.gov.tr/, E.T. 28.10.2023

    [4] https://karararama.yargitay.gov.tr/, E.T. 30.10.2023

    [5] Lexpera, İçtihat Bilişim Bankası, E.T. 29.10.2023

    This website is available “as is.” Turkish Law Blog is not responsible for any actions (or lack thereof) taken as a result of relying on or in any way using information contained in this website, and in no event shall they be liable for any loss or damages.