Menu

    Dijital Dünyanın Stabil Değişim Araçları: Stablecoin

    Kişilerin yaşamlarını kolaylaştırmak üzere ortaya çıkan blokzincir teknolojisi çok kısa bir zamanda gündelik yaşamın bir parçası olmuştur. Birçok alanda kullanıma sahip olan bu teknoloji, geleneksel anlayışın hâkim olduğu merkezi teknolojilere bir alternatif yaratmaktadır.

    Başlarda her ne kadar yaşanan çeşitli suistimaller sonucu (kara para aklama, siber saldırılar, takip edilememe sorunları vb.) tehlikeli olarak görülüp bunun için düzenleyici otoriteler tarafından çeşitli aksiyonlar alınsa da merkeziyetsiz yapıda olan bu teknolojinin her geçen gün gelişmesi ve güven açıklarını hızla kapatması ile devletler de kendilerini bu yönde geliştirmeye başlamışlardır.

    Stablecoin Nedir?

    Bitcoin, Ethereum gibi kripto para birimleri bir dizi fayda sunarlar. Bu faydaların başında ödemeleri göndermek ve almak için bir aracı kuruma güvenmeyi gerektirmemesi ve merkeziyetsizlik unsurunu sağlaması gelir. Kendince çeşitli özellikleri ve avantajları bulunan kripto paraların en büyük sorunu da bu para birimlerinin fiyatlarının tahmin edilemez olması ve sürekli bir dalgalanma eğiliminde olmalarıdır. ABD doları ve euro gibi itibari para birimlerinin veya altın gibi değerli madenlerin istikrarlı fiyatlarının aksine, kripto para birimleri bulunduğumuz noktada öngörülemezliğe sahiptirler. İtibari para birimlerinin değerleri zaman içerisinde kademeli olarak değişse de günlük değişimler kripto para birimlerindeki gibi şiddetli değildir.

    Stablecoinler, kripto para birimlerinin değerinin güvenilir bir varlığın değerine sabitlenerek veya ilgili stablecoin için maddi bir kaynak ayrılarak fiyat dalgalanmalarının önüne geçilmesini hedeflemektedir. Stablecoin bağlı olduğu varlığı, genellikle banka gibi güvenli bir yerde saklar. Bu durum, dijital olan stablecoinlerin gerçek dünya varlıklarına sabitlenmesinin bir yoludur. Rezervde tutulan ve saklanan para, stablecoin için bir teminat görevi görmektedir. Bir stablecoin sahibi eğer sahip olduğu coinleri satarak nakit olarak çekmek istediğinde, ilgili varlık eşit miktarda rezervden alınır.

    Tüm bu özellikleri sebebiyle stablecoinler doktrinde sıkça elektronik para ile karşılaştırılmaktadır. Hatta dayanağında bir veya birden fazla ülke parası bulunan bu coin çeşidinin elektronik para olarak kabul edilebileceği söylenmektedir.[1]

    Unstablecoin adı verilen ve değeri değişken coin anlamına gelen, değerleri arz edilme biçimine, merkeziyetsiz olma özelliği gösterip göstermediğine ve daha birçok değişkene bağlı olarak değişebilen bir coin türü de mevcuttur.[2] Kripto varlıklar arasında yer alan birçok kripto para da unstablecoin özelliği göstermektedir. Bu nedenle stablecoinler ihtiva ettiği stabil olabilme özelliğinden dolayı diğer coinler arasında kullanıcıların özel olarak itibar ettiği coinlerdir.

    Stablecoinlerin kurulma şeklinden kaynaklanan çeşitli sorunlar da mevcuttur. Stablecoinin teminatı olan para bir bankada veya farklı bir kurumda saklanıyorsa, bu stablecoinin gerçekten iddia ettiği teminata sahip olup olmadığı sorusu akıllara gelebilmektedir. Öte yandan, blokzincir teknolojisi özünde merkezi bir otoritenin varlığını dışlayarak gayri merkezi finansın ve bu bağlamda herhangi bir otoriteye tabi olmayan DAO gibi mekanizmaların ortaya çıkmasına sebebiyet vermişken, stablecoinlerin teminatı olan paranın herhangi bir merkezi otorite nezdinde saklanması, kripto varlıkların geliştirilme amacına ne kadar uygun olduğu tartışmalı olacaktır. Zira aksi bir durumda stablecoini destekleyen teminatın miktarı ve nerede bulunduğu belirsiz olduğundan dolayı, kullanıcılar çekim yapmak istediklerinde rezervlerin yetersiz kalarak çeşitli mağduriyetlere yol açmasına ve ilgili stablecoinin hukuki sorumluluğuna yol açmasına sebebiyet verebilecektir. Facebook’un geliştirdiği ve sonrasında kapatma kararı aldığı stablecoin Libra da bu duruma örnektir.

    Libra Neden Başarısız Oldu?

    Geçtiğimiz yıllarda sosyal medya platformu Facebook tarafından, küresel bir dijital kripto para birimi olarak tasarlanan Libra adında bir stablecoin geliştirildi. İlk stablecoinlerden olan Libra, mobil cihazlarda kripto para birimleri ile ödeme gerçekleştirebilmeyi sağlamak istiyordu. Aralık 2020’de Libra ismi değiştirilerek, Diem olarak adlandırıldı. Diem Facebook ile birlikte, Mastercard, Visa, eBay gibi toplamda 28 kurucu ortaktan oluşuyordu. Libra’nın işlem defterine yalnızca bu 28 kurucu ortak erişebilecekti, bu nedenle Libra’da tamamen merkeziyetsiz bir yapı sağlanamadı.

    Libra, herkesin üzerine uygulama geliştirebildiği bir sistemdi ve bu durum kullanıcılar açısından zararlı olabilecek uygulama üreten geliştiricilerin, kullanıcıların dijital para birimlerine erişebilmelerini sağlamaktaydı. Dijital para birimlerine erişilebilmesi kullanıcılar açısından oldukça büyük bir sıkıntıydı çünkü bu durum dolandırıcılık gibi çeşitli ihlallere yol açabilirdi. Bu gibi çeşitli sıkıntıların yanında Libra, uygulamaları kullanan kişilerin verilerini kurucu ortak olan 28 şirketle paylaşmaktaydı. Milyonlarca kullanıcıya sahip Facebook’un kullanıcı verilerini bu şekilde paylaşması, Amerikan Meclisi tarafından hoş karşılanmadı ve Facebook’un Meclis’e ifade vermesi istendi.

    Libra adlı stablecoini geliştiren ekip, Amerikan Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi (“Komite”) tarafından mahkemeler nezdinde dinlendi. Facebook mevcut sorunları Libra’nın gelişme sürecinde çözmek istiyordu ancak Komite tarafından bu durum eleştirildi. Komite Temsilcisi Nydia Velasquez “Burası Silikon Vadisi değil sorunları giderken çözemezsiniz.” diyerek, önce mevcut sorunların tamamının çözülmesi ve bu şekilde projenin başlatılması gerektiğini vurguladı.[3] Facebook’un kripto şefi David Marcus’un ifadeleri, Libra’nın birçok güvenlik açığına sahip olması ve oldukça fazla kişisel veri işlemesi nedeniyle Komite tarafından yetersiz bulundu.[4] Bu durum stablecoin mantığına da aykırıydı ve doğal olarak Ocak 2022’de geliştirilen proje sona erdi.

    Güvenlik Sorunu

    Kripto para birimleri, kullanıcıların bir aracıya ihtiyaç duymadan transfer işlemleri gerçekleştirebilmeleri için oluşturulmuştur. Doğası gereği merkezi olan aracı şirketler (bankalar, sağlayıcı şirketler) bünyelerinde bulundurdukları para üzerinde kontrole sahiplerdir ve bir sorun halinde işlemlerin gerçekleştirilmesini durdurabilme gücünü bulundururlar. Bazı stablecoinler de güvenlik önlemi olarak işlemleri durdurma yeteneğine sahiplerdir.

    Finansal işlemlerin yürütülmesinde kullanılan geleneksel ödeme sistemleri, yaygın olarak kullanılan günlük sistemlerdir. Yıllardır kullanılan bu sistemler avantajlara sahip olduğu gibi dezavantajlara da sahiptir. Yüksek işlem ücretleri sistemleri oldukça pahalı hale getirdiği gibi oldukça da yavaş işlemektedirler. Buna karşı stablecoinler ile gerçekleşen para transferleri daha hızlı ve ucuz olmaktadır. Stablecoinler merkezi olmayan bir ağ üzerinde çalıştığından ve yüksek teknoloji kriptografi ile güçlendirildiğinden dolayı oldukça güvenlidir. Ağın sağladığı şeffaflık sayesinde yapılan şüpheli işlemler kolayca tespit edilebilir.

    Merkezileşme Sorunu

    Kripto paralar ile gerçekleşen işlemler halka açık olan blokzincirlerde, tamamen şeffaf ve değiştirilemez biçimde gerçekleşir. Ancak stablecoinler için bu durum geçerli değildir. Bunun nedeni stablecoinleri zincir dışı işlemler ve anlaşmalar ile kontrol eden ve işleten tek bir varlığın olmasıdır. Piyasadaki en büyük işlem hacmine sahip olan stablecoin USDT, tıpkı diğer kar maksimizasyonu yapan şirketler gibi kendi çıkarları doğrultusunda faaliyet gösteren Tether adlı bir şirket tarafından yönetilmektedir. Tether, USDT’nin hem arzını hem de dağıtım oranının kontrolünü sağlamaktadır.

    Merkezi olarak desteklenen bir varlık olmak, teknik olarak olmasa da blokzincir teknolojisinin doğasına müdahale eder. Tether adlı şirketin herhangi bir nedenle çökmesi, USDT’de bir çöküş yaşanması anlamına geldiğinden, merkeziyetsizliğin eksikliği USDT’yi cüzdanlarında bulunduran yatırımcılar ve USDT ile ödeme alan şirketler için bariz riskler ortaya çıkaracaktır. Burada stablecoin’in arzını ve dağıtım oranını kontrol altında tutan şirketin hukuki sorumluluğu söz konusu olacak ve mağdur olan yatırımcı ve ödeme kabul eden şirketler yaşadıkları hak kayıplarının tazmin edilmesini isteyebileceklerdir.

    Şeffaflık Sorunu

    Stablecoinlerin dezavantajlarından biri de şeffaflığın eksikliğidir. Geçtiğimiz yıllarda Tether, global bir borsanın 850 milyon dolarlık müşteri ve şirket fonlarının görünür kaybını gizlemek için USDT rezervlerindeki fonları kullandığı iddiası ile karşı karşıya kaldı. Bunun üzerine yapılan araştırmalar, Tether’in ihraç edilen fonların yalnızca %75’inin Amerikan doları şeklinde tutulan rezervlerle desteklendiğini ve geri kalanının Bitcoin dahil bir dizi kripto varlık tarafından teminat altına alındığını ortaya koydu. Stablecoinlerde, blokzincir teknolojisinin ana amacına aykırı olarak kullanıcıların erişemeyeceği şekilde şirketlerin zincir dışı işlemler gerçekleştirmesi şeffaflığa zarar vererek bu gibi durumların ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle de devletler, bu şeffaflığı zorunlu olarak şirketlere sağlama yükümlülüğü getirmiştir.

    Regülasyon Çalışmaları

    Stablecoinlerin gündemde uzun bir süre yer aldığı zamanlarda, G7 Zirvesi yapıldı ve burada stablecoinlerin uluslararası alanda kullanılmasının ciddi riskler barındırdığından bahsedildi. İlgili riskler kara para aklama, sahte vergilendirme ve terörizmin finansmanına dayandırıldı. Bu riskler sadece stablecoinlere özgü olmamakta, herhangi bir dijital para birimi ile de benzer suistimaller gerçekleştirilebilmektedir. Ancak stablecoinler diğer kripto varlıklar gibi volatil değildirler, bu nedenle de kara para aklanmasında ve terörizmin finansmanında riski bir adım daha ileri götürürler. Suçluların stablecoinler gibi istikrarlı kripto varlıklarda işlem yapma olasılığı daha yüksektir.

    Stablecoinlere ilişkin Türk hukukunda özel bir düzenleme bulunmamaktadır; ancak literatürde özellikle bu kripto varlıkların işlevsellik yönünden elektronik para ile arasında bir benzerlik olduğuna dikkat çekilmekle beraber, elektronik paranın tüm unsurlarını stablecoinlerin taşıyıp taşımadığı konusunda bir belirsizlik vardır.

    Stablecoinlerin hukuki niteliği, hangi varlığa sabitlendiğine göre değişiklik gösterecektir. Ayrıca Türk hukuku için yol gösterici bir düzenleme olan ve yakın zamanda kabul edilen Regulation on Markets in Crypto-assets (MiCA), bazı koşulları bünyesinde bulunduran stablecoinler ile elektronik para arasında bağlantı olabileceğine dikkat çekmiştir. Ancak, hiç kuşkusuz stablecoinlerin Türk hukukunda elektronik para olarak nitelendirilebilmesi için başta 6493 Sayılı Kanun da dahil olmak üzere bazı yasal düzenlemelere net olarak yer verilmesi gerekmektedir.

    Sonuç

    Kripto varlıklar geleneksel finansın getirdiği katı ve merkezi düzene bir başkaldırı olarak ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine alışageldiğimiz finans sistemleri de süratli bir dönüşüm sürecine girdiler. Tüm bu süreç içerisinde birçok yeni varlık türü ortaya çıktıysa da çok azı başarılı olabildi.

    Stablecoinler kripto varlık türleri arasında yatırımcı tarafından itibar edilen bir coin çeşididir. Bunun sebebi kripto yatırımcısının, itibari paraya dayanan bu kripto varlık türleri ile yatırımlarını güvence altına alabilmesinden kaynaklanmaktadır. Fiyatların kripto varlıklara oranla oldukça stabil kaldığı bu coinler birçok yönüyle düzenleyicilerin dikkatini çekmiştir. Devletler, blokzincir teknolojisiyle geliştirilen bu coin çeşitlerinden, stabil ve dijital merkez bankası para birimlerini (CBDC) esinlenerek geliştirme çalışmalarına başlamışlardır. Merkez bankası para birimleri, devletin desteğine sahip olan ve çalışanlara ödemelerini gerçekleştirmek, mal ve hizmet satın almak üzere bu para birimlerinin yasal ödeme aracı olarak kullanabileceği bir finans aracı yaratmaktır.  Bu durum devletler arasında bir dijitalleşme yarışı başlatarak düzenleme çalışmalarını hızlandırmıştır.

    Gelecekte tüm ödemelerin kripto varlıklar ile yapılabilmesi için bu varlıkların olabildiğince stabil olması gerekecektir. Stablecoinler ise bu özelliği karşılamaktadırlar. Devletler tarafından gerekli düzenlemeler yapılarak gerekli önlemlerin alınması ile stablecoinler geleceğimizde oldukça geniş bir kullanım potansiyelini taşımaktadırlar.


    Kaynakça


    [1] Av. Dr. Dr. Önder Perçin, Rıfat Dere gözü, Av. Hüseyin İlik, Ahmet Türkay Varlı, Dr. Öğr. Üyesi Erkan Eren , Pınar Erçetin , Av. Dr. Davut Gürses , Av. Ayça Aktolga Öztürk, “Sorularla Fintek”, Baskı ( Onikilevha Yayınları, 2021)

    [2] Kripto Varlıklar ve Kripto Varlıkların İlk Arzı, Tevetoğlu, Aristo Yayınevi, 2.Bası, 2021

    [3] https://www.cnbc.com/2019/07/17/facebook-currency-chief-questioned-at-house-financial-services-hearing.html

    [4] https://www.cnbc.com/2019/07/16/facebooks-david-marcus-testifies-before-the-senate-on-libra.html


    Tagged with: CBC Law Firm, Fintech, Cemal Araalan, Alp Mete Şirin, Kripto Varlık, Stablecoin, Bitcoin, Ethereum

    This website is available “as is.” Turkish Law Blog is not responsible for any actions (or lack thereof) taken as a result of relying on or in any way using information contained in this website, and in no event shall they be liable for any loss or damages.